Wilhelm Humboldt ve Albert Einstein, Wilhelm Conrad Röntgen ve Max Planck gibi isimler Almanya’nın yüksek öğrenim ülkesi ve “mühendisler ve mucitler ülkesi” olarak tanınmasını sağladı. Daha Ortaçağ’da Avrupa’nın her yerinden öğrenciler, o zamanlar yeni kurulan Heidelberg, Köln ya da Greifswald’daki üniversitelere akın ediyordu. Hatta sonraları, Wilhelm von Humboldt’un (1767–1835) getirdiği üniversite reformlarıyla Alman yüksek öğretim kurumları, üst düzey bir akademik anlayışın ideal örneği haline geldiler. Humboldt, üniversiteyi, araştırma ve öğretimin iç içe geçtiği, özgür düşüncenin yeri olarak tasarlıyordu.