Arka plan

Anayasa

Temel Yasa, yasamayı anayasal bir temele, devlet yönetimini de hukuka ve yasalara bağlar. Anayasanın ilk maddesi, insanlık onurunu anayasal düzenin en yüksek değeri olarak göstermesiyle özel bir önemdedir: “İnsanlık onuru dokunulmazdır. Her tür devlet erki insanlık onuruna saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür”. Anayasayla güvence altına alınan diğer temel haklar arasında; yasalar çerçevesinde özgürce hareket edebilme, yasalar önünde eşitlik, basın yayın özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve aile kurumu sayılabilir.

Anayasa Almanya’yı bir hukuk devleti olarak tanımlar: devlet otoritesinin tüm eylemleri yargı denetimindedir. Anayasanın diğer bir temel ilkesi de; devlet erkinin merkezi devletle ona bağlı eyaletler arasında paylaştırıldığı federal devlet ilkesidir. Anayasa ayrıca, Almanya’yı bir sosyal devlet olarak tanımlar. Sosyal devlet ilkesi, devletin, insanlara işsizlik, engellilik, hastalık ve yaşlılıkta da insanlık onuruna yaraşır şekilde maddi imkanlar sunulmasını sağlayacak önlemlerin alınmasını öngörür. Anayasanın temel bir özelliği de; bu devleti tanımlayan ilkelere “ilelebet” geçerlilik tanımış olmasıdır. Temel haklar, demokratik yönetim biçimi, federal devlet ve sosyal devlet ilkeleri anayasa değişikliklerine konu olamaz; tümüyle yeni bir anayasa hazırlanması durumunda dahi aynen kalmak durumundadır.

Anayasa, yönetim biçimi olarak temsili demokrasiyi belirler ve halkın, egemenliği belli organlar aracılığıyla kullanmasını öngörür. Ayrıca Alman eyaletlerinin anayasaları ise doğrudan demokrasinin araçlarını belirler. Belirli sayıya ulaşan bir halk inisiyatifi, bir yasanın eyalet parlamentosu tarafından değerlendirmeye alınması talebinde bulunabilir. Daha geniş bir kitleyi temsil eden “halk talebi”yse aynı yöntemle bir yasanın karara bağlanmasını talep edebilir. Parlamento halkın bu talebini gerçekleştirmediği takdirde son olarak çoğunluk oyuyla yasanın karara bağlanacağı halk oylaması gerçekleştirilir.

Federal Almanya Cumhurbaşkanı

Cumhurbaşkanı, Federal Alman devletinin başıdır. Federal Almanya’yı dışarıya karşı temsil eder ve hükümet üyelerini, yargı üyelerini ve yüksek devlet memurlarını atar. Yasalar, onun imzasıyla yürürlüğe girer. Hükümeti azletme ve 2005 yazında bir örneği yaşandığı gibi istisnai hallerde parlamentoyu feshetme yetkisine sahiptir. ABD Başkanı’nın ya da başka devlet başkanlarının sahip olduğu gibi parlamenter organlar tarafından kabul edilmiş bir kanunu veto etme yetkisi Alman Cumhurbaşkanı’na tanınmamıştır. Cumhurbaşkanı meclis kararlarını ya da hükümet atamalarını onaylarken, ancak sürecin anayasaya uygunluğu açısından denetler.

Cumhurbaşkanı’nın görev süresi beş yıldır. Ikinci bir beş yıl için de seçilebilir. Cumhurbaşkanı, Federal Kongre tarafından seçilir. Kongreyi, Federal Meclis milletvekilleriyle, 16 eyaleti temsilen gönderilen ve sayıları milletvekillerine eşit sayıdaki delege oluşturur.

Federal Almanya’nın eyaletleri

Federal Almanya Cumhuriyeti federatif bir devlettir. Gerek merkezin, gerekse 16 eyaletin kendilerine ait erkleri vardır. Dış politika, Avrupa politikası, savunma, adalet, çalışma, sosyal güvenlik, vergi ve sağlık konuları federatif düzeyi ilgilendirir. İç güvenlik, orta ve yüksek öğretim ile yönetim yapısı ve yerel yönetimler eyaletlerin yetki alanındadır. Merkezi devlet yapısının yetkisi esas olarak yasal düzenlemeler alanındadır. Eyalet temsilcileri de federal yasaların çıkarılması sürecine (Federal Konsey’deki oylarıyla) dahil olurlar. Eyalet yönetimleri sadece ilgili eyaletin çıkardığı yasaları değil, federal yasaları da uygulamakla yükümlüdür. Bu görev bölüşümünün nedenleri geçmişte yatıyor: Alman ulus devleti 1871 yılında çok sayıda bağımsız devletin kurduğu bir birlikle oluştu. Böylece merkezi bir devlet yapısının oluşmasına ihtiyaç olmadı. Bugün varolan 16 eyalet içinde özel konumda üç de kent devleti var: Berlin, Bremen/Bremerhaven ve Hamburg. Bu üç kentin büyükşehir sınırları aynı zamanda eyalet sınırlarıdır, buna karşılık diğer eyaletler çok sayıda kenti ve köy ve kasabaların yer aldığı geniş kırsal kesimleri kapsamaktadır.

Federal Anayasa Mahkemesi

 

Federal Anayasa Mahkemesi İkinci Dünya Savaşı sonrası Alman demokrasisinin karakteristik bir kuruluşudur. Anayasa Mahkemesi’nin, demokratik yollarla çıkmış olsa da bir yasa da Temel Yasa’ya aykırılık olduğu kanaati oluşmuşsa iptal etme yetkisi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, Temel Yasa’da belirtilen bu yetkisini ancak dava açılması durumunda kullanabilir. Anayasa Mahkemesi’nde dava açma hakkı Cumhurbaşkanı’na, Federal Meclis’e, Federal Konsey, Federal Hükümet gibi federal organlara, onların üyelerine – milletvekilleri ya da meclis grupları – ve eyalet hükümetlerine tanınmıştır. Anayasa Mahkemesi, “anayasa anlaşmalıkları”nda Temel Yasa tarafından güvence altına alınan kuvvetler ayrılığı ve federal devlet ilkelerinin korunması yönünden devreye girer. Parlamentodaki azınlığın da mahkeme nezdinde dava açabilmesi için, Federal Meclis üyelerinin üçte birinin başvurusu yeterli görülmüştür.

Ayrıca her bir vatandaş da, resmi bir işlemden dolayı temel haklarından birinin ihlal edildiğini düşünüyorsa, diğer mahkemelere “anayasa ihlali şikayeti”nde bulunabilir. Tüm Alman mahkemeleri üst yasaya aykırılık açısından anayasa mahkemesine başvurmakla yükümlüdür. Ancak anayasaya aykırılık konusunda hüküm vermek, Anayasa Mahkemesi’nin tekelindedir.

Federal devlet yapısı

Federal Alman devleti kompleks bir yapıdadır ve temelde federal düzeydeki merkezi devlet yapısı ve altındaki 16 eyaletten oluşur. Hangi konuların federal devletin, hangi konuların eyaletlerin yetki alanına girdiği anayasada belirtilmiştir. Almanya’daki federal sistem bu açıdan diğer federal devlet sistemleriyle benzeşmektedir. Kamusal yaşam büyük ölçüde federal yasalar çerçevesinde işler. Buna karşılık yurttaşlar yerinden yönetim ilkesi gereğince, neredeyse tümüyle eyalet makamları ya da eyaletler adına hareket eden yerel yönetimlerle doğrudan muhatap olurlar. Bu sistem, anayasanın üniter devlet yapısıyla federal devlet yapısının artılarını bir araya getirme çabasının bir getirisidir. Başka federal devletlerde yurttaşlar, Almanya’ya oranla çok daha sık bir şekilde federal makamlarla muhatap olmak durumunda kalırlar.

Anayasa, Almanya’nın her bir yanındaki yaşam standartlarının karşılaştırılabilir ölçülerde olmasını öngörür. Yaşam standartları büyük oranda ekonomik ve sosyal politikalar tarafından şekillendirilir. Alman’da mali konularla ilgili anayasal düzenlemeler eyaletlere kendi görevlerini yerine getirirken oldukça geniş hareket alanı tanıyor. Yüksek gelir getirici vergilerle ilgili tüm yasalar federal düzeyde çıkarılıyor, ama eyaletlerin temsilcilerinin (Federal Konsey) bu yasaları onaylaması da gerekiyor. Bu vergi gelirlerinden bir kısmı federal yönetime, bir kısmı eyaletlere tahsis ediliyor; özellikle çok yüksek gelirli olanlarsa federal yönetimle eyaletler ararsında paylaştırılıyor. Bu açıdan bakıldığında, Federal Alman devleti bir üniter devlete benzer. Ancak, yönetim erkinin büyük bir kısmı yine de eyaletlerde kalmaktadır. Dolayısıyla da, Alman yönetim sisteminde eyaletlerin ön planda olduğu rahatlıkla söylenebilir. Almanya’da eyaletler eyalet yasalarıyla yönetilir; ama ikinci bir özellikleri de çoğu federal yasanın yürütücüsü olmalarıdır. Federal devlet tarafından eyaletlere yüklenen görevlerin yoğunluğu dolayısıyla geçmişte birçok eyalet büyük miktarda borç yükü altına girmek zorunda kalmıştı. 2009 yılında yapılan bir anayasa değişikliğiyle, eyaletlerin 2020 yılından itibaren daha fazla kredi almalarını engellendi ve 2016 yılından itibaren izin verilen yeni borçlanmaları –ekonomik kriz durumları haricinde– gayri safi yurt içi hasılanın maksimum yüzde 0,35’iyle sınırlandırıldı (”borç freni”).

Devletin temel görevlerinden üçünü, eyaletler tamamen kendi yönetimlerine almışlardır: Yükseköğretim kurumları da dahil olmak üzere eğitim, polisin de görevleri dahil olmak üzere iç güvenlik ve yerel yönetimler. Yasama erkinde federal organların önceliğine karşın eyaletler açısından dengeyi, Federal Konsey’in yasama sürecindeki ağırlığı sağlar.

Federal Hükümet

Federal Şansölye ve Federal bakanlar federal hükümeti, yani kabineyi oluştururlar. Şansölye’nin direktif verme yetkisinin yanı sıra, yetki alanı ilkesine göre bakanlar kendi alanlarını bu direktifler çerçevesinde bağımsız olarak yönetirler. Meslektaşlık ilkesine göre de tartışmalı konularda federal hükümet çoğunluk kararları alır. İşleri, Şansölye yönetir.

Federal Konsey

Federal Konsey, eyaletlerin federal düzeyde temsil edildiği bir tür ikinci meclis kamarasıdır. Tüm federal yasalar Federal Konsey’de ele alınır. Konsey, işlevi itibarıyla diğer federal sistemlerde genelde senato olarak adlandırılan ikinci meclis kamarasına benzerlik gösterir. Konsey, eyalet temsilcilerinden oluşur. Konseydeki sandalye dağılımı, eyaletlerin nüfuslarını ılımlı bir oranla yansıtır, böylece ne hiçbir eyaletin oy hakkının önemsiz hale gelmesine ne de belirleyici kılacak bir dengesizliğe izin verilmez: her eyaletin en az üç, en büyük nüfusa sahip eyaletlerin en çok 6 sandalyesi vardır.

Federal Konsey, federal yasaların kanunlaşmasında müdahil olur. Burada federal devletlerdeki senato örneklerinden ayrı bir süreç işler. Federal Konsey’in yasa oluşumuna müdahalesi için anayasada iki yöntem gösterilmektedir. Eyaletlere ek idari giderler getirecek olan veya eyalet yasalarının yerini alacak olan yasaların çıkması için, bunlar Federal Meclis’te kabul edildikten sonra Federal Konsey’in de onayına sunulur. Federal Konsey, bu prosedürde Federal Meclis’e denk bir yasama organı konumundadır. Günümüzde, Federal Meclis’ten çıkan yasaların yüzde 50’si için Federal Konsey onayı gerekmektedir. Federal yasalar da genellikle eyaletler tarafından uygulandığı için, önemli ve büyük mali yükler getiren yasalarda eyaletlerin yönetim alanındaki egemenlikleri söz konusudur. Onay şartı gerektiren bu tür yasaların yanısıra Konsey’in sadece “itiraz hakkı” bulunan yasalar da vardır. Bu yasaları Federal Konsey onaylamazsa, Federal Meclis, Konsey’deki oylamada oluşan ret çoğunluğuna denk bir çoğunlukla (basit çoğunlukla, üçte iki çoğunluk ya da itiraz hakkıyla onaylanmayan yasalar için meclis üyelerinin salt çoğunluğuyla) tekrar onaylayıp çıkarabilir.

Eylül 2006’da çıkarılan federal yönetim reformu, federal yönetimle eyalet yönetimleri arasındaki yetki paylaşımını yeniden düzenlemiş bulunuyor. Reformun hedefi, federal yönetimin ve eyaletlerin eylem ve karar olanaklarını geliştirirken, sorumlulukları daha net bir çizgilere oturtmak.

Federal Meclis (Bundestag)

Federal Meclis, Alman halkının seçilmiş temsilcisidir. Federal mecliste yer alan 598 milletvekilinin yarısı partilerin eyalet kapsamında gösterdikleri aday listelerinden seçilirler (ikincil oylar). Milletvekillerinin diğer yarısıysa, sayıları 299 olan dar bölgede doğrudan adaya verilen oylarla seçilir (birincil oylar). Bu mekanizma, seçimlerde partilerin ağırlığını değiştiren bir etki yapmaz. Zira dar bölgelerde de, bir partiye bağlı adayların seçilme şansları çok daha yüksek olmaktadır. Seçim sisteminde siyasi partilerin mecliste sahip oldukları sandalye sayısının partilere verilen oy oranını yansıtması hedeflenmektedir. Bununla birlikte, çok küçük partilerin meclise girmesiyle çoğunluk oluşturma olanağının zorlaşmaması için de yüzde beşlik bir seçim barajı uygulanmaktadır. Meclisteki sandalyelerin tam sayısı, adaylara verilen oylara bağlı vekilliklerden dolayı genellikle daha fazla olmaktadır.

Almanya’da parlamento görevini üstlenen organ Federal Meclis’tir (Bundestag). Milletvekilleri meclis grupları oluşturur ve aralarından bir meclis başkanı seçer. Federal Meclis, Federal Alman Şansölyesi’ni seçer ve şansölye, sürdürdüğü siyasetiyle mecliste çoğunluğu sağlayabildiği sürece göreve devam edebilir. Federal Meclis, gerekli hallerde güvenoyu yoluyla şansölyeyi görevden alabilir. Bu yönüyle diğer ülkelerin parlamenter rejimleriyle benzerlik gösterir. Almanya’da hükümet başkanı meclis tarafından seçilirken, örneğin Büyük Britanya gibi başka parlamenter demokrasilerde devlet başkanı tarafından atanıyor olması da önemli bir fark yaratmaz. Diğer parlamenter demokrasilerde de, ancak parlamento çoğunluğunun desteğini alabilecek bir parti lideri hükümet başkanı olarak atanır.

Federal Meclis milletvekillerinin ikinci büyük görevleri yasamadır. Berlin’deki Reichstag binasında ikamet eden Federal Meclis, genellikle Federal Hükümet tarafından sunulan yasa tasarılarının geçmesi yönüyle de diğer parlamenter demokratik ülke meclisleriyle benzeşir. Ama örneğin İngiliz parlamentosunun tartışma mekanı olarak işleyişinden farklıdır. Bu anlamda Britanya parlamento kültürünü temsil eden “tartışma meclisi”nden çok, Amerikan tipi iş görücü meclis karakterine sahiptir.

Federal Meclis’in uzmanlık komisyonları, parlamentoya sunulan yasa tasarılarını, yoğun biçimde ve konuyu her yönüyle ele alarak görüşür.

Federal Meclis’in üçüncü büyük görevi hükümet icraatını denetlemektir. Kamuoyuna da yansıyan denetleme işlevi, meclisteki muhalefet tarafından yapılır. Ama kamuoyuna pek yansımasa da, hükümet partisi milletvekillerinin kapalı kapılar ardındaki toplantılarda hükümet üyelerine yönelttikleri eleştiriler de, etki açısından muhalefetten geride kalmamaktadır.

Şansölye ve Federal Hükümet

Şansölye, federal hükümet içinde görevine seçimle gelen tek üyedir. Anayasa şansölyeye, kuracağı hükümetteki bakanları, en önemli siyasi mevkilerin yöneticileri olarak atama yetkisini verir. Ayrıca, bakan sayısını ve bakanların yetkilerini de şansölye belirler. Siyasetin ana hatlarını belirleme yetkisi ondadır. Dolayısıyla hükümet icraatının neye ağırlık vereceğini bağlayıcı olarak belirleme olanağı şansölyenin elindedir. Şansölye’nin yürütmedeki yetki ve olanakları, başkanlık sistemi uygulayan demokrasilerdeki devlet başkanının gücüyle karşılaştırılabilecek bir iktidar alanı sunmaktadır.

Parlamenterler Konseyi, 1949’da anayasayı oluştururken, şansölyenin görev ve yetkilerini Britanya başbakanını örnek alarak belirlemişlerdi. Ancak, her ne kadar şansölye, Britanya başbakanıyla yasalar önünde bire bir aynı iktidar gücüne sahip görünse de, uygulamada iktidar alanı Britanya başbakanından çok geride kalmaktadır. Britanya’nın seçim sistemi en güçlü partiye avantaj sağladığı için, parlamenter çoğunluk, dolayısıyla da iktidar hep tek partide olur. Alman parlamentosundaysa hiçbir partinin çoğunluğu elde edememesi olağan hale gelmiştir. Bu nedenle de şansölyenin belirlenmesi, farklı partilerin koalisyon oluşturmalarına bağlıdır.

Koalisyon kurmak isteyen partiler, şansölye seçiminden önce kapsamlı görüşmeler yaparlar. Görüşmelerde bakanlıkların tek tek dağılımının nasıl yapılacağı, hangi bakanlığın kalıp hangilerinin yeni oluşturulacağı ayrıntılarıyla karara bağlanır. Koalisyonun büyük ortağına şansölyenin kim olacağını belirleme hakkı tanınır. İktidar döneminde hangi konulara eğilecekleri üzerinde vardıkları anlaşma koalisyon protokolüyle yazılı hale getirilir. Ancak bu aşamalardan sonra şansölye seçimine geçilir. Koalisyon partileri arasındaki bu görüşmelerde anlaşılan noktalar Federal Hükümet’in gelecekteki kararlarında yol gösterici olur ve iktidar dönemi boyunca belirleyiciliklerini korurlar. Siyasi ortaklığın seçim dönemi gelmeden önce artık sürdürülemeyeceği anlaşılırsa şansölyenin değişmesi gündeme gelebilir. Şansölye’nin “yapıcı güvensizlik oyu”yla düşürülmesi, yeni şansölyenin eşzamanlı olarak seçilmesini gerekmektedir. Bu düzenleme, olası bir güvensizlik oylaması öncesinde Federal Meclis partilerini, ardında meclis çoğunluğunu bulabilecek yeni bir şansölyeyi, oylamaya geçmeden önce belirlemeye zorlar. Şansölyeyi güvensizlik oyuyla düşürme denemesi bugüne kadar sadece iki kez yapılmış, ancak birinde başarılı olmuştur. 1982’de, dönemin şansölyesi Helmut Schmidt (SPD) güvensizlik oyuyla makamından indirilerek yerine Helmut Kohl (CDU) seçilmiştir.

Ardında meclis çoğunluğunun hala olup olmadığını görmek için şansölye de meclisten istediği zaman bir güven oylaması talep edebilir. Hükümet etme çoğunluğunu kaybetmiş bir şansölyenin güvenoyu alamaması halinde, Federal Meclis’in feshedilip erken seçimlere gidilip gidilmeyeceğine Cumhurbaşkanı karar verir. Cumhurbaşkanı, seçimlere gitmek yerine, meclisteki partilerden yeni bir Federal Hükümet kurmayı denemelerini de talep edebilir.

Federal Alman tarihinde gerçek bir güvenoyu yenilgisi yaşayan hükümet bugüne kadar olmadıysa da üç kere danışıklı güvensizlik oyu verildiği oldu: Anayasaya göre erken seçime gitmenin başka bir yolu olmadığı için hükümeti güvensizlik oyuyla düşürmek için bizzat hükümet partilerinin milletvekilleri ve hükümet üyeleri çekimser oy kullandılar (1972, 1982, 2005). Bu yöntemle erken seçime gidilmesi ancak Cumhurbaşkanı’nın onayıyla mümkün olabilir ve hukuki açıdan tartışmasız olduğu da söylenemeyecek bir uygulamadır.

Seçim Barajı

Federal Meclis’te milletvekili dağılımında sadece, oylarda yüzde beş barajını aşan ya da en azından üç seçim bölgesinden milletvekili çıkaran partiler dikkate alınır.

Seçim Sistemi

Almanya’nın seçim sistemi, tek parti iktidarının gerçekleşmesini çok zorlaştıran bir sistem olduğunu kanıtlamıştır, nitekim 56 yıl içinde yalnızca tek bir defa tek parti iktidarı yaşanmıştır. Partilerin seçim ittifakına gitmeleri olağan bir durumdur. Seçmenlerin, oy verecekleri partinin hangi diğer partiyle koalisyon yapmayı düşündüğünü bilerek oy vermeleri için partiler genellikle, henüz seçim kampanyasına başlamadan kiminle koalisyona gidebilecekleri konusunda açıklamalar yapar. Böylelikle seçmenler, hem hangi ittifakın hükümeti kurmasını istedikleri konusundaki tercihlerini yaparlar, hem de hükümet ortakları arasındaki güç dağılımının belirlenmesinde etkili olurlar.

Seçimler

Partiler her dört yılda bir Federal Meclis seçimlerine giderler. Seçimlere katılım oranı Almanya’da geleneksel olarak yüksektir ve yetmişli yıllarda yüzde 90’ın üzerinde olan yüksek katılım dönemlerinden sonra iki Almanya’nın 1990’da tekrar birleşmesinden sonra yüzde 80 civarlarındadır.

Seçmenler

Almanya’da 18 yaşını aşmış yaklaşık 61,5 milyon seçmen bulunmaktadır. Kadınlar 31,7 milyonla seçmenlerin yarıdan fazlasınıçoğunluğunu oluşturmaktadır. 2017 yılı genel seçimlerinde 3 milyon kişi ilk kez oy kullanma hakkı elde etti.

Siyasi partiler

Anayasaya göre siyasi partilerin görevi, halkın siyasi iradesinin tecellisini sağlamaktır. Dolayısıyla, siyasi mevkiler için adayların belirlenmesi ve seçim kampanyalarının düzenlenmesi de anayasal görev karakteri taşımaktadır. Bu yüzden de, siyasi partiler, seçim kampanyalarında yaptıkları harcamalara karşılık seçim yardımı alırlar. İlk defa Almanya’da hayata geçen bu uygulama, artık günümüz demokrasilerinin çoğunda uygulanmaktadır. Anayasaya göre siyasi partilerin iç yapıları da demokratik ilkelere uymak durumundadır. Siyasi partilerden, demokratik devlet ilkesini özümsemeleri beklenmektedir.

Demokrasiye bağlılıkları konusunda haklarında şüphe oluşan partiler, federal hükümetin talebi üzerine yasaklanma sürecine girebilir. Federal hükümet, bu partilerin demokratik düzen için tehdit oluşturduğu ve yasaklanmalarının faydalı olacağı gerekçesiyle, yasaklama kararını verebilecek tek merci olan Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Karar mercisinin Anayasa Mahkemesi olması, iktidarın parti kapatma sürecini rakip partilerden kurtulmak için kullanmasını engeller. Federal Alman tarihinde parti kapatma sürecine pek az gidilmiş, parti kapama kararıysa daha da az görülmüştür. Anayasa siyasi partilere imtiyazlı bir konum tanısa da, bunların varlık nedeni, toplumun kendini ifade ettiği yerler olmalarıdır. Seçimlerde başarısız olma, üye kayıplarına uğrama, parti çalışanları ve mali yönetim gibi konulardaki risklerle ilgili olarak sorumluluk kendilerine aittir.

Almanya’daki siyasi partilerin dağılımı karmaşık bir yapı arz etmez. Uzun yıllar süren üç partili sistem, 1980’lerde Yeşiller Partisi’nin ve 1990 yılında iki Almanya’nın birleşmesinin ardından Sol Parti’nin de kalıcı bir yer edinmesiyle beş partili sisteme dönüşmüştür. Merkez partiler olan CDU/CSU ve SPD’nin yanı sıra “küçük” partiler de 2009 genel seçimlerinde iki basamaklı oy oranları elde etmeyi başardılar. Avrupa’nın Hıristiyan Demokrat partiler ailesinin üyesi olan birlik partileri, Bavyera dışında Almanya’nın her yerinde Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) çatısı altında temsil edilir. Yalnızca Bavyera eyaletinde CDU siyasi arenayı yakın bağlantı içinde çalıştığı kardeş parti Hıristiyan Sosyal Birlik’e (CSU) bırakır. İki parti milletvekilleri Federal Parlamento’da daimi bir ortak meclis grubu içinde yer almaktadırlar.

Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD), Almanya parti sisteminin ikinci büyük gücüdür. Avrupa’daki sosyal demokrat ve demokratik sosyalist partiler ailesinin üyesidirler. Hem CDU/CSU hem de SPD sosyal devlet ilkesini benimser. CDU/CSU daha çok serbest çalışanlar, girişimciler ve iş çevrelerine yakın dururken, SPD sendikalara daha yakındır.

Almanya için Alternatif (AfD) 2013 yılında kuruldu. Bu parti Avrupa karşıtı pozisyonuyla sağ popülist bir parti olarak tanınıyor; üyeleri ve temsilcileri sıklıkla radikal sağ çıkışlarıyla dikkatleri çekiyor. AfD ilk kez 2017’de Federal Meclis’e, hem de üçüncü büyük parti ve ana muhalefet olarak girdi. Avrupa Parlamentosu’nda ve Almanya’daki 16 eyalet parlamentosunun 14’ünde temsil ediliyor.

Avrupa’daki liberal partiler ailesi üyesi olan Hür Demokrat Parti (FDP), devletin serbest pazara mümkün olduğunca az müdahale etmesini öngören bir siyaset izlemektedir. FDP, 2013 genel seçimlerinde, Federal Meclis için geçerli olan yüzde beş barajının altında ilk kez kaldı ve 18. Federal Meclis’te temsil edilmedi. FDP 19. yasama döneminde 80 sandalyeyle yeniden Federal Meclis’te yer aldı ve bu gücüyle ikinci büyük muhalefet partisi konumunda.

Sol Parti’nin en güçlü olduğu yerler, iki Almanya’nın birleşmesiyle Federal Almanya’ya katılan beş yeni eyalettirAlmanya’daki önemli siyasi aktörler arasındaki en genç parti. Thüringen’de 2014 sonunda yapılan eyalet seçiminden sonra eyalet başbakanı Sol Parti’den. Özellikle yeniden birleşmenin ardından Federal Cumhuriyet’e katılan beş eyalette başarılı olmasının yanısıra son seçimlerin ardından Sol Parti ayrıca diğer birçok  eyalet parlamentolarında parlamentosunda da temsilcileri bulunu ediliyor. Parti, sosyal adalet temasını ön plana çıkarması dolayısıyla özellikle SPD’yle rekabet halinde.

Birlik 90/Yeşiller, Avrupa’daki yeşiller ve çevreci partiler ailesinin üyesidir. Savundukları siyasi görüşün diğer partilerden ayrılan temel özelliği, serbest piyasa ekonomisiyle devlet denetimi temelinde yürütülecek doğa ve çevre koruma kurallarını bir araya getirilmesidir. Yeşiller, toplumun daha yüksek gelirli ve ortalamanın üstünde eğitim almış kesimlerinin oyunu almaktadır.