Yaşayan animsama kültürü

“Avrupa’nın Katledilen Yahudileri Anıtı” başkent Berlin’in göbeğinde Holokost’un Yahudi kurbanlarına adanmış ve büyük dikkat çeken bir düzenleme içeren çok özel bir anıt
“Avrupa’nın Katledilen Yahudileri Anıtı” başkent Berlin’in göbeğinde Holokost’un Yahudi kurbanlarına adanmış ve büyük dikkat çeken bir düzenleme içeren çok özel bir anıt Andreas Pein/laif
Almanya’da pek çok anıt ve merkezde, Nasyonal Soyalizm’in uyguladığı zulmün yanısıra DAC rejiminin adaletsizliğinin anıları da canlı tutuluyor.

20. Yüzyılda yaşanan savaş, diktatörlük, ideolojik kaynaklı suçlar ve siyasi adaletsizliklerle yüz­leşme ve yaşanan zulmün kurbanlarını anmak ­Federal Almanya Cumhuriyeti’nin anımsama kültüründe çok önemli bir rol oynuyor. Nasyonal Sosyalizm’in uyguladığı zulüm konusunda gelecek nesillerin de bilinçlenmesini sağlama anlayışına dayalı bu anma kültüründe dönemin tanıklarının aktarımlarını korumak özellikle merkezi bir önem taşıyor. Nitekim Almanya’nın birçok yerinde, kurban konumuna itilmiş farklı gruplara adanmış pek çok anıt ve anma merkezi de yaşayan anımsama kültürünün parçaları. Örneğin “Avrupa’nın Katledilen Yahudileri Anıtı” başkent Berlin’in göbeğinde Holokost’un Yahudi kurbanlarına adanmış ve büyük dikkat çeken bir düzenleme içeren çok özel bir anıt.

dpa/Wolfram Steinberg

Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcının 100. yıldönümüne ve Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25. yıldönümüne denk gelen 2014 ve 2015 yıllarındaki anma etkinlikleri şükran duygusuyla yoğrulan iki önemli yıl oldu. Bu şükran yalnızca 1945 yılında sağladıkları özgürleşmeden ötürü değil aynı zamanda 1990 yılında verdikleri yeniden yapılanma ve birleşme fırsatından ötürü de Hitler karşıtı koalisyonu oluşturan Müttefikler’e yönelmişti. Ayrıca Holokost’tan sağ kurtulan kurbanlar olarak dönemin suçlarına dair tanıklıklarını aktaran ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında demokratik yapıdaki bir Almanya’ya el verenlere duyulan minnettarlık da bunun bir parçasıydı. 2015 yılında 50. yıldönümü kutlanan İsrail ve Almanya arasındaki diplomatik ilişkilerin başlaması da bu barışmacı tavrın önemli simgelerinden biriydi.

Savaşı, direnişi ve dikta 
rejimini hatırlamak

Ayrıca “Sovyet İşgal Bölgesi” (SBZ, 1945–1949) ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti (DAC; 1949–1990 arası varlığını sürdürdü) döneminde yaşanan komünist diktatörlüğe ilişkin anıların da Almanya’nın parçalanmışlığını ve DAC rejimine tanık olmamış kuşaklar için canlı tutulması ­gerekiyor. Burada “DAC Dönemi Devlet Güvenliği ­Belgeleri Sorumlusu”nun oynadığı rol bugün de ­önemini koruyor. Uçsuz bucaksız bu belgelerin ­incelenmesi, sınıflandırılması ve ilgili kişilerin ve ­bilimcilerin erişimine açık tutulması uygulamaları devam ediyor. DAC Devlet Güvenliği’nin (Stasi) Berlin’de bulunan Hohenschönhausen’daki ­eski merkez binasında yer alan daimi sergide Stasi’nin halkı izleme, kontrol ve yıldırmaya hizmet eden araçları ve çalışma yöntemleri somut bir şekilde gözler önüne seriliyor. Stasi’nin bir ­zamanlar eski Doğu Almanya’nın büyük şehirlerinde yer alan diğer şubelerinde de DAC diktatörlüğünün hatırlanmasına yönelik sergiler ve sunumlar düzenlenmeye devam ediyor.

Nazi diktatörlüğüne karşı yürütülen direnişe adanmış Alman Direniş Anıtı Merkezi, Berlin Mitte’deki Bendlerblock’ta bulunuyor. Burası Kont Stauffenberg etrafında bir araya gelen grubun 20 Temmuz 1944’te başarısızlığa uğrayan ihtilal girişiminin gerçekleştiği tarihi yer. Bu merkez 1933-1945 yılları arasında kimi birey ve grupların nasıl Nazi diktatörlüğüne karşı durarak o şartlardaki hareket alanlarını kullandıklarını çarpıcı bir şekilde kayıt altın alıyor.

Related content