Avrupa entegrasyonunun sözcüsü

avrupa birliği
avrupa birliği GettyImages/Echo
Almanya Avrupa Birliği’nin kurucu ülkeleri arasında yer alıyor ve zorlu zamanlarda da Avrupa’daki birliğin korunmasından yana tavır alıyor.

Avrupa’da Almanya’dan daha çok sınır komşusu olan başka bir ülke yok. Almanya’nın sınırlarını paylaştığı toplam dokuz ülkeden sekizi Avrupa Birliği (AB) üyesi. Politik anlamda başarılı son birkaç on yılın en etkileyici öykülerinden biri olan Avrupa entegrasyonu, Almanya için barış, güvenlik ve refahın temelini oluşturuyor. Özellikle de karmaşık ve farklı krizlere gebe bu dönemde entegrasyonun geliştirilmesi ve güçlendirilmesi Alman dış po­litikası için merkezi bir görev olmayı sürdü­rüyor. 1950’lerin başında başlayan tarihi AB projesi günümüzde 28’i aşkın ülkede yarım milyardan fazla Birlik vatandaşını kapsıyor. Almanya’nın Avrupa politikası Avrupa’da birleşmenin her aşamasında itici bir güç ­oldu ve Doğu-Batı çatışmasının sona ermesinin ardından Avrupa’nın bütünleşmesinde aktif bir rol oynadı. Avrupa entegrasyonu çerçevesinde dünyanın en büyük ortak pazarı ortaya çıktı. Bu pazar 1957 yılında Roma Anlaşması’nda formüle edilen dört temel ­özgürlük tarafından karakterize ediliyor: ­AB  ülkeleri arasında gümrük birliği, kişilerin serbest dolaşımı, AB sınırları içerisinde hizmetlerin serbest dolaşımı ve serbest sermaye dolaşımı.

picture alliance/chromorange

2008 yılında patlak veren finans ve borç krizi Avrupa’nın birliği karşısına zorlu bir gelişme olarak çıktı. Avro bölgesinde finans sektörü için ortak standartlar ve kontrol mekanizmaları geliştiren Bankacılık Birliği bu anlamda Almanya’nın Avrupa politikası için merkezi önem taşıyordu. Zor zamanlarda da Avrupa’yı birarada tutmak için devreye girme anlayışı Alman toplumundan da geniş destek görüyor. Avrupa ortak pazarının büyüklüğü ve getir­diği ekonomik güç AB’yi dünya ekonomisinde asli aktörlerden biri yapıyor. Avro bölgesi dünya genelindeki gayri safi milli hasıla toplamlarının beşte birinden fazlasını elde ediyor ve bu haliyle ABD’nin ardından ikinci sırada yer alıyor. Ayrıca Avro bölgesi tüm dünyadaki en önemli ürün ve hizmet ithalat ve ihracatçısı. IMF’nin 2106 yılında AB için ekonomik büyüme beklentisi yüzde 1,6; 2013 yılında bu ekonomik bölgede hala ekonomik küçülme hakimdi. Almanya AB’nin en büyük ekonomisine sahip ülke olarak özellikle de ekonomik ve sosyal değişim dönemlerinde daha da büyük sorumluluk yükleniyor.

Avrupa’da uzlaşmanın öncüsü olarak 
Fransız-Alman dostluğu

Almanya ve Fransa Avrupa entegrasyonuna paralel olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası günümüzde sıklıkla iki ulusun barışmasına örnek olarak gösterilen sıkı bir ortaklık inşa ettiler. Her iki ülke de bugünkü AB’nin ­temelini oluşturan Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun (AET) 1957 yılındaki altı ­kurucu üyesi arasında yer alıyordu. 1963 ­yılında Elysée Antlaşması’yla perçinlenen Fransız-Alman dostluğu hem sivil toplumlar arası yakın ilişkiler, hem de sayısız ortak Fransız-Alman kurumlarının çalışmaları yükseliyor. İki ülke de Avrupa Birliği politikalarına ve dış politikaya ilişkin meselelerde uyum içerisinde hareket ediyor ve ortak ­inisiyatiflerle Avrupa politikasının yapısal gelişimine ve ilerlemesine sıklıkla katkıda bulunuyorlar.

Avrupa’da uzlaşma sürecinin daha yeni öğelerinden birini de Polonya ve Almanya arasındaki işbirliği oluşturuyor. Polonya’yla ilişkilerde barış ve uzlaşma zamanın Şansölyesi Willy Brandt’ın 1970’lerde ilk başarılarına ulaşan “Doğu Politikası” sayesinde sağlandı. 1990 yılında imzalanan ve Alman Birliği’nin uluslararası boyutlarına ilişkin 2+4 Anlaşması kapsamında ortak sınırın ­tanınması ve yine aynı yıl imzalanan sınır anlaşmasıyla daha da 
ilerletildi ve 1991 ­yılında imzalanan Polonya-Almanya Komşuluk Sözleşmesi ile kurumsallaştırıldı. Almanya’nın Fransa ve Polonya’yla dostluk ilişkileri “Weimar Üçgeni” formatı 
altında yürütülen üçlü görüşmelerle geliştiriliyor.

Avrupa çapında ortak dış politikayla 
­küresel çapta daha büyük etki

2009 yılında Lizbon Antlaşmasıyla Ortak Dış Politika ve Güvenlik Politikası (GASP) daha güçlü bir şekilde kurumsallaştı. Dışişleri Bakanları Konseyi’nin başkanlığını yürüten AB’nin dış ilişkiler ve güvenlik ­politikasından sorumlu yüksek temsilcisi aynı zamanda Avrupa Komisyonu’nun da başkan yardımcısı. 2014 yılından bu yana bu görevi İtalyan Federica Mogherini yürütüyor. Görevleri arasında GASP’a ilişkin ­meselelerin yanısıra AB’nin dışarıda temsili de yer alıyor.

Yüksek Temsilci görevlerini yeni yapılandırılan Avrupa Dış İlişkiler Servisi’nin desteğiyle yürütüyor. AB bu ­kurumsal yenilikle uluslar­arası alandaki görünürlüğünü ve etkinliğini belirgin ­şekilde artırdı. Kriz yönetimi de daha gelişkin hale getirildi. AB şemsiyesi altında Almanya’nın da katıldığı bazı yurt dışı misyonlar gerçekleştirilmiş bulunuyor.

AB dış politikasının önemli ayaklarından biri doğu komşuları ve Akdeniz kıyısındaki diğer ülkelerle ilişkilerin devamı ve iyileştirilmesi. Göç ve terörle mücadele bu komşuluk poli­tikasında giderek daha ön plana ­çıkıyor. Avrupa’ya düzensiz göç tüm bölgeyi ilgilendiren bir mesele. Avrupa Konseyi bu doğrultuda 2015 yılının Nisan ve Haziran ­aylarında kapsamlı bir önlem paketini karara bağladı. Akdeniz’de güçlendirilmiş deniz kurtarma çalışmaları ve insan kaçakçılığıyla mücadeleye yönelik önlemlerin yanısıra ­Afrika ve Orta Doğu’daki çıkış ve geçiş ülkelerindeki iltica ve düzensiz göçün sebepleriy­le mücadele bu bağlamda önemli rol oynuyor. Sığınma başvurularının AB ülkele­rine eşit dağıtılması meselesi konusunda hala kalıcı ve dayanışmacı bir çözüme ihtiyaç var.

2014 yılında tüm mülteci­lerin üçte ikisini ­kabul eden beş AB ülkesi arasında özellikle Almanya ön plana çıkıyor. Örneğin Avrupa’da en yüksek sayıda Suriyeli mülteciye kapıları­nı açan ülke Almanya: Sayıları toplam 125.000’den fazla. 2015 Haziranında Avrupa Konseyi’nde korunmaya muhtaç mültecilerin AB içerisinde ülkelerin kendi istekleri doğrultusunda dağıtılmasına yönelik karar bu doğrultuda atılmış bir ilk adım.

Related content