Medyada hızlı dönüşüm

Sosyal medya, medya sistemlerini, iletişim ilişkilerini ve kamusal alanı kökten değiştiriyor
Sosyal medya, medya sistemlerini, iletişim ilişkilerini ve kamusal alanı kökten değiştiriyor Malte Christians/dpa
Almanya’da çok sesli ve özgür bir medya dünyası var. Dijitalleşme derinlemesine bir yapısal dönüşümün tetikleyicisi.

Almanya’da basın ve fikir özgürlüğü en üst düzeyde sağlanıyor, aynı zamanda anayasal düzlemde korunan bir hak. Alman anayasasının (“Temel Yasa”) beşinci maddesi şöyle der: “Herkes fikrini sözlü, yazılı ve görsel olarak ifade etme ve yayma ve kamuya açık kaynaklardan engellenmeden bilgilenme hakkına sahiptir. (. . .) Sansür uygulanamaz.“ Sivil toplum kuruluşu “Sınır Tanımayan Gazeteciler’in” hazırladığı “Press Freedom Index” listesinde Almanya basın özgürlüğü konusunda 2017 yılında 180 ülke içerisinde 16. sırada yer alıyor. Görüş çeşitliliği ve bilgilenmede çoğulculuk var. Basın organları devletin ya da siyasi partilerin elinde değil; ekonomik açıdan bağımsız medya kuruluşlarının sorumluluğunda. Federal Almanya’nın 1949 yılında kuruluşundan bu yana medya alanı temel yapısını koruyor; İngiliz modeline uygun olarak özel ve kamusal nitelikteki medya organlarını kapsayan iki ayaklı bu sistemde kamusal nitelikteki radyo ve televizyon kuruluşları (ARD, ZDF, Deutsch­landfunk) harçlarla finanse ediliyor. Radyo televizyon harcı 2015 yılından bu yana aylık 17,50 Avro. Ayrıca 1980’lerden bu yana piyasada yayın yapan pek çok özel radyo ve televizyon kanalı mevcut. Televizyonlardaki en önemli haber programları ARD’de yayınlanan “Tagesschau” ve “Tagesthemen”, ZDF’deki “heute” ve ”heute journal” ile “RTL aktuell“. Dünyadaki en önemli ilk 10 medya kenti arasında yer alan Berlin tek başına ele alındığında bile, parlamento akreditasyonu olan 900 muhabirin yanısıra 60’ı aşkın ülkeden 440 yurt dışı muhabiri bulunuyor.

picture alliance/Moritz Vennemann

Büyük çoğunluğu bölgesel yayın yapan yaklaşık 300 günlük gazete, 20 haftalık gazete ve 1600 dergi de Almanya’daki çok sesli medya dünyasının birer parçası. Almanya Çin, Hindistan, Japonya ve ABD’nin ardından dünyanın en büyük beşinci gazete pazarı. Ülkede günde 16,1 milyon günlük gazete ve beş milyon haftalık gazete ve pazar gazetesi satılıyor (2016). Ülke genelinde yayınlanan en önemli günlük gazeteler olan “Süddeutsche Zeitung”, “Frankfurter Allgemeine Zeitung”, “Die Welt”, “Die Zeit“, “taz“ ve “Handelsblatt”, araştırmacı gazetecilik çalışmaları, analizleri, arka plan bilgileri ve kapsamlı yorumlarıyla ön plana çıkıyorlar. Haber dergisi “Spiegel“/”Spiegel Online” ve bulvar gazetesi “Bild” ise en çok alıntı yapılan medya organları.

Öte yandan medya sektörü derin bir yapısal ­dönüşümün göbeğinde. Günlük gazeteler son 15 yıldır sürekli olarak her yıl satışlarda orta­lama yüzde 1,5 ila 2 oranında düşüş yaşıyor. ­Gazeteler her geçen gün daha az gence ulaşıyor ve giderek azalan tirajları ve ilan gelirleriyle ciddi bir zorluk içerisinde bulunuyorlar. İnternetteki bedava kullanım kültürü karşısında 100’ü aşkın gazete içeriklerine erişim için ücret sistemine geçmiş durumda. Yayıncılık dünyası değişim içinde: Zira şimdilerde günde satılan gazete miktarının 800.000’e yakını gazete e-gazete olarak pazarlanıyor ve dijital aboneliklerin sayısı sürekli artıyor.

Medya dünyasının dijitalleşmesi, internet, mobil cihazların sayısındaki hızlı artış ve sosyal medyanın zaferi medya kullanım biçimlerini belirgin bir biçimde değiştirdi. 14 yaşın üzerindeki 62,4 milyon Alman vatandaşı (nüfusun yüzde 89,8’i) internet kullanıyor. 50 milyondan fazla kişi her gün internet kullanıyor. Her kullanıcı günde ortalama 165 dakikayı internette geçiriyor (tüm nüfusa yayıldığında 149 dakika); insanların yarıdan fazlası mobil internet kullanıyor. Ayrıca tüm internet kullanıcılarının en az yarısı özel bir internet topluluğunun üyesi. Dijital devrim yeni bir kamusal alan tanımı yarattı; sosyal medya ve blogosfer, dahil olan herkesin tartışmada fikirleriyle belirleyici bir rol oynayabileceği açık ve diyalog halindeki bir toplumun aynaları. İnternetteki interaktif toplanma merkezlerinin aynı zamanda gelecek potansiyeli taşıyan dijital bir gazetecilik için temel sağlayıp sağlayamayacağı sorusunun yanıtıysa zaman içinde görünecek. “Yalan haber”lere ve dezenformasyona karşı mücadelede her kesimden gazeteciler gazetecilik sorumluluğunun gereğini idrak ediyor.

Related content