Göçü yönetmek

Almanya’da 16,4 milyon kişinin hikayesinde göç bağlantısı var
Almanya’da 16,4 milyon kişinin hikayesinde göç bağlantısı var Martin Stoever/Bongarts/Getty Images
Tercih edilen bir göç ülkesi haline gelen Almanya’da entegrasyon önemli bir mesele. Ülkede 18,6 milyon göçmen kökenli insan yaşıyor.

Almanya göç alan bir ülke olarak dünyada en üst sıralara yükseldi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) 2014 yılındaki tespitine göre Almanya ABD’nin ardından dünyada en çok tercih edilen göç ülkesi oldu. Geçtiğimiz yıllarda 35 OECD ülkesinden hiçbirinde, ülkeye gelen göç bu kadar artmadı. 2015 yılında gelen yabancıların sayısı iki milyonu bularak görülmedik düzeyde arttı. Pek çok insan korunma ihtiyacıyla geldi: Özellikle krizler ve savaşlar (örneğin Suriye ve Irak’ta) insanların korunacak bir yer bulmak için ülkelerini terk etmelerine sebep oldu. Almanya’da yeni gelen göçmen sayısı 2016 yılı itibariyle yaklaşık 1,7 milyon oldu. O tarihten beri sayılar yeniden düşüşte.

dpa/Julian Stratenschulte

Federal Hükümet, göçün ve insanların göçe zorlanmasının sebeplerini azaltma ve göç süreçlerini iyi yönetebilme yönünde çalışmalara önem veriyor. Bu kapsamdaki adımlar arasında, Almanya’da kalma şansı bulunmayan mültecilerin geri dönmesi ve köken ülkeye yeniden entegrasyonuna destek verilmesi var. 2016 itibariyle Almanya’da toplam yaklaşık 10 milyon yabancı uyruklu yaşamakta. 18,6 milyon kişinin de kökeninde göçmenlik var. Bu ­grubun kapsadığı kişiler; yeni gelenler, Almanya’da doğan yabancılar ve anne veya babasından biri göçle gelmiş veya yabancı uyruklu olanlar. Bu grup toplam nüfusun yüzde 22’sinden fazlasını oluşturuyor. Göçmen kökenli 9,6 milyon kişi Alman vatandaşı. Onların yüzde 42’si doğumlarından beri Alman vatandaşı. Yüzde 33’lük bir kesimi de eski Doğu Bloku’ndan Almanya’ya göç eden Alman kökenliler. Geri kalan yüzde 25’lik kesimse sonradan Alman vatandaşlığına alınan yabancılar. Sadece 2016’da 110.400 yabancı Alman vatandaşlığına alındı.

Göçmenler Almanya’daki toplumsal ve ekonomik gelişime önemli bir katkıda bulunuyorlar. Nitelikli eleman açığıyla birlikte, yurt dışından giderek artan ölçüde nitelikli iş gücü ülkeye geliyor. Federal Yönetim, demografik dönüşümün de bir sonucu olan nitelikli çalışan açığını gidermek üzere ülkenin daha fazla göç almasına imkan tanımak istiyor. Federal Hükümet, yaşanan demografik dönüşüm karşısında ve uzman eleman katkısını güvence altına almak için, ülke içindeki çalışabilir durumdaki kişilerin potansiyelini daha fazla harekete geçirmenin ve AB ülkelerinden göç almanın yanısıra, üçüncü ülkelerden de uzman eleman göçünü bir yöntem olarak görüyor.

Yüksek nitelikli kişiler AB Mavi Kartı sayesinde Alman istihdam piyasasına kolaylıkla giriş yapabiliyorlar. AB dışı ülkelerden denkliği kabul edilmiş mesleki eğitim sahipleri özellikle dar boğaz yaşanan sağlık ve bakım personeli gibi mesleklerde çalışmak üzere Almanya’ya gelebiliyorlar. Potansiyeli tam olarak kullanabilmek amacıyla, gelen göçle ilgili farklı düzenlemeleri tek bir mevzuatta toplamak planlanıyor.

Entegrasyon politikası Almanya’daki siyasette merkezi bir konu alanı ve tüm toplumu ilgilendiren bir görev olarak görülüyor. Entegrasyon, insanlara sunulan bir imkan, ama aynı zamanda kişisel bir çaba yükümlülüğünü de içeriyor. Ancak karşılıklı etkileşimle başarılabilecek bir hedef. Oturum Yasasına göre hukuka uygun olarak ve uzun süreli Almanya’da ikamet eden yabancıların Federal Yönetim’in sunduğu entegrasyona yönelik imkanlardan yararlanma hakkı var. Bunlar arasında dil öğretimi, eğitime ve iş alanına entegrasyon süreci var. Buradaki amaç, insanları topluma dahil etmek ve katılıma imkan sağlamak. Bu bağlamda merkezi önemdeki bir önlem olarak, dil ve oryantasyon kursunu içeren bir entegrasyon kursu sunuluyor.

20-34 yaş arası yabancı uyruklu yetişkinlerin yüzde 30’a varan bir kısmı mesleki bir diplomadan yoksun. Bu kesimin eğitime katılımını yükseltmek Federal Hükümet’in önemli bir hedefi. 2014’te vatandaşlık mevzuatında yapılan değişiklikle çifte vatandaşlığa imkan tanındı. Buna göre Almanya’da 1990 yılından sonra doğan ve büyüyen yabancı anne baba­ların çocuklarının “tercih zorunluluğu” kaldırıldı: Daha öncesinde 23 yaşına kadar iki ­vatandaşlıktan birini tercih etmek zorun­dalardı.

Mültecilerin ve siyasi baskı 
altındakilerin korunması

Alman Anayasası siyasi sebeplerle baskı ­görenlere sığınma hakkı tanıyor. Almanya 
bu hakka verdiği yerle tarihi ve insani sorumluluğunu vurguluyor. 2015 yılında “mülteci krizi” diye adlandırılan gelişmenin sonu­cunda korunma ihtiyacıyla 890.000 insan Almanya’ya geldi, 2016’da 746.000 kişi sığınma talebinde bulundu. Daha sonrasında korunma amacıyla Almanya’ya gelenlerin sayısı gerilemeye başladı. 2017’de yaklaşık 223.000 sığınma başvurusu yapıldı, 2018 Ocak-Nisan arasında ise bu sayı 64.000 oldu. Almanya mülteci sorununun Avrupa düzeyinde dayanışmayla çözülmesinden yana bir çizgi izliyor. Federal Hükümet bir yandan da mültecileri kabul eden başka ülkelerde mültecilerin korunma koşullarının iyileştirilmesine katkı yapıyor.

Related content